Kapat !

Blog Yaz
  
Kullanıcı Adı : Şifre: Beni hatırla (Yeni Üye - Şifremi Unuttum)
Ana Sayfa Üye Ol Şairler Mektuplar Forum Sayfaları Chat Sayfası Şiir Yaz Mektup Yaz Blog Yaz

menü

 

  Video Izle
  Sohbet
  Arkadaş
  Kitap
  Tatil
  Ekart
  Forum
  Şarkı Sözleri
  Biyografi
  Türküler
  Radyolar
  Üniversiteler
  Biliyormuydunuz ?
  Tc Kimlik No
  Gezi Rehberi
  Araba Resimleri
  Çiçek Resimleri
  Ekran Koruyucu
  Şairler
  Rüya Tabirleri
  Ata Sözleri
  Şifalı Bitkiler
  Gazeteler
  Bilmeceler
  Program İndir
  Sinema

eğlence

 

  Dikkat Şahan Çıkabilir
  Komik Animasyonlar
  Komik Fıkralar
  Komik Yazılar
  Komik Karikatür
  Komik Videolar
  Komik Resimler

bayanlar için

 

  Yemek Tarifleri
  Bebek İsimleri
  Kalori Cetveli
  Güzellik Estetik
  Diyet

istatistik

 
Toplam siir sayisi:   13,529
Bugün eklenen siir : 0
Bugün eklenen mektup : 0
Bugün eklenen blog : 0

Toplam kullanici online :: 0 Kayitli, 0 Misafir
Kayitli Kullanicilar:






 

Aşk Mektupları

Kategoriler
   Acı Mektupları    Aşk Mektupları    Ayrılık Mektupları    Günlük Yaşam    Kıskançlık Mektupları
   Mistik Mektupları    Sevgi Mektupları    Yaşam

Bende mektup yazacağım!

DEMLı çAY KOKAN BıR GüN
DEMLİ ÇAY KOKAN BİR GÜN...

Şekersiz çayın, dem kokan şeker tadı... Bir yudumun yakıcılığı, bedene yayılan hazzın sarhoşluğu, bir nefes nikotin kadar bağladı beni... Gün 24 saat, yetmez oldu bana... Sen mi yoksa ben mi yenik düşüyordum zamana... Gece gündüze yelken çekerken yenik düşmemek için direnmek zamana yedi, bitirdi beni. Damarlarımda nikotin tadı şekersiz çay oldun... Önce hafif bir dem buğusu yayılırken bedene, yudumlanan çay mı yoksa özlemin miydi? Anlattıkça sen gözyaşlarım yağmur misali dizildi sıraya... Akmak için izin istedi senden... Akacak ve dem kokusu tadı dağlayacaktı bedene... Bana dem kokusu saatleri söyledi hayalin...
Unutma baharda çiçek olan meyvedir yaza! Filizlenen çay değil sendin bendeki bedende...
Sana;8 ekim 2006 dan bahsedeyim biraz...açtığın vadileri görmen için...vadideki resmine bakıp yaptığı yıkıma ağlaman için...
7 ekim 2006 saat 21.30 beraberiz...takvim 8 ekim 2006 saat 06.17 hala beraberiz....yaklaşık 9 saattir beraberiz...uyku akıyor göz pınarlarımdan...böyleyken bile bendeki seni görmek için avuçlarıma bakarken sendeki beni görmen için avuçlarına bakmanı istedim senden...melekler bereket dağıtmaya gelmişler ama ben hala uyumamışım nereye ne yetiştireceksem...utancım had safhaya ulaştı ve kalkmak zorunda kaldım tozlu klavyenin başından...Gece yetmedi bana ve saat 06.25; dalmak için çabalarken ölüm sessizliği anlara zil sesleri,peşinden insan sesine karışan ayak sesleri isyan dakikalar oldu...dalamadım ölüm sessizliği anlara...oysa!!!...koşup sarılacaktım oradaki hayaline...olmadı...izin vermedi yine zaman ikimize...saat 08.35; inat ettim zamana ve silkinmek için dem kokan hayalinden suya ısladım bendeki seni...bakamadım aynadaki resmine...cesaretim bir bir kırıldı aynayı gördüğünde...kaçtım yine dem kokan özleminden...aklım almıyordu bir türlü çünkü böyle bir tat yoktu...saat 10.30 koşar adım geliyorum yeniden tozlu klavyenin başına...gözlerimde Cehennem kızıllığı kan çanakları...inanamıyorum gözlerime...yeter diye çığlık atan teknoloji de isyan ediyor ve senle tek bağım olan modemi devre dışına itiyor...öyle hızlı düşünmeye başlıyorum ki...ben bile inanamıyorum kendime...bu ben miyim diye soruyorum mağrur bakışlarla Tanrıya...hayır diyor bu sen olsaydın Tanrı olmak istemezdin...bu sen değilsin...içinde garip bir dem kokusu var diyor ve bana Cennetin İrem bağlarını gösteriyor...aklımı kaçırmış olmalıyım bu ben miyim diye sormaya başlarken hemen kendimi sokağa atıyorum...nefes almam gerek...boğulmaya başlıyorum...beni ‘O’ na bağlayan tek köprü kırıldı...ve saat 12.30 u çoktan aştı...oysa söz vermiştim ona beni koca çınarın yanı başında bekleyecekti...vakit geç de olsa ölü bedenimi ‘O’ na ulaştırmalıydım...bir çıkış bulmalıydım...yoksa kesin aklımı kaçırırım...saat yaklaşık 13.00...bir modem ve bir tozlu klavye yine...atıyorum kendimi fiber optik denize...hem de boğulup ölebileceğimi düşünmeden...olsun öleyim ne çıkar ki diyorum kendime....sonuçta ben ölürsem ‘O’ özgür kalacak diyorum ve kafeste kapalı olmaktan korkmadığımı fark ediyorum...Şükürler olsun Tanrıya ‘O’ beni bekliyor...ve saat nerdeyse bir ömür geçmişçesine 13.30 a tekme atarken ben ancak 10 dk ka kadar kalıyor ve bana ulaşılabilecek altın anahtarını veriyorum kafesin...saat çoktan 14.00 oldu...ve ben ancak 10 dk kadar yaşayabildim...sonra zaman birden koşmaya başlıyor kör kısrak gibi şahlanarak...yetişemiyorum peşinden koşsam da...gözüm telefonda, aklım ‘O’nda...şu an saat 22.16...nefesim kesileli 14 saat oldu...böyle giderse yaşayan ölüye benzeyecek bedenim...bakacak ama göremeyecek gözlerim...uzanacak ama tutamayacak ellerim...içimdeki vadiler kanamaya başladı...oysa bugüne dair ne güzel başlangıçlar görmüştüm hülyalarımda...bir buket kırmızı gülle karşılayacak ve ‘O’ “benimle evlen” diyecektim...ellerimde çiçeklerle dolanıyorum sabahtır...elim varmıyor bırakmaya...ya çıkıverirsin kapının ardından ve ben eli boş kalırım korkusundan...artık saate bakamıyorum...baksam da görmüyorum...çünkü şekeriiimmm seni çok “seviyorum”.
Saat 23.56...ve takvim değişmek üzere baktığım her şey sen oldu...ben aklımı kaçırdım...

Xanadu


Bu mektuba oy verin !
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10


Gönderen
Tarihi
Mektup Sayısı
Forumlar
: _Xanadu_
: 2006-11-09
: 6
: 0
Bu üyeye mesaj gönder
Bu şiiri arkadaşıma gönder

YORUMLAR   (Yorum Yap)

toplam yorum sayısı: 0

 
 

 

 

 

 

hazır sms

 

  Anneler Günü Mesajları
  Babalar Günü Mesajları
  Aşk Sevgi Mesajları
  Dostluk Sözleri
  Doğum Günü smsleri
  Özür smsleri
  Evlilik Kutlama smsleri
  Ayrılık Smsleri
  Bayram Mesajları
  Sevgililer Günü Mesajları
  Sevgililer Günü
  Kandil Kutlama Smsleri
  Yeni Yıl Mesajları
  Yılbaşı Mesajları

Ana Sayfa |  Şiir Gönder |  Üye Ol |  Şairler |  Forum |  Chat |  E-Kart  |  Şiir Listesi  |  şiir
© 2014 Şiirci.net. Bütün hakları saklıdır.
benbir@siirci.net